• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazar, Şubat 1, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
16 °c
Nicosia
15 ° Pts
13 ° Sal
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Size Penguenlerden Bahsetmeyeceğim

Dışa bakarak rüya görmeye devam edebiliriz. Ama içe baktığımızda, en azından rüyada olduğumuzu fark ederiz. Uyanmak biraz da budur.

PERVİN AVCI PERVİN AVCI
1 Şubat 2026
Okuma Süresi: 4 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bu hafta algoritmalar üzerimize nihilist penguenler yağdırdı. Bir anda gündemimiz biraz da bununla yönlendirildi. Herkesin yalnızlıktan şikâyet ettiği, bireyselliğin bencillikle karıştırıldığı ve yön bulmanın giderek zorlaştığı bir zamanda, özenmediğimiz bir tek nihilist bir penguen kalmıştı sanki. Yine de oradaydı; ekranda, akışta, tam da dikkatimizi dağıtmaya hazırken.

Bu kadar kolay yönlendirilen bir gündemin içinde, uyanık olduğumuzu sanmamız da çok şaşırtıcı değil. Gözlerimiz açık, telefon elimizde, takvim dolu, yapılacaklar listesi kabarık. Oysa bu uyanıklık hâli, çoğu zaman yalnızca dış dünyanın ritmine ayak uydurmak anlamına geliyor. Bildirimlere cevap vermek, beklentileri karşılamak, doğru zamanda doğru yerde görünmek… Bunların hepsi bir tür rüya hali değil mi aslında?

Dışa bakarak yaşadığımızda, hayat bizi sürekli bir şeylere ikna ediyor: Daha üretken olmalıyız, daha sakin görünmeliyiz, daha güçlü durmalıyız. Bu “olmalıyız” hâli, zamanla kim olduğumuzdan çok kim gibi göründüğümüzle ilgilenmeye başlıyor. Ve fark etmeden, üzerimize uymayan kıyafetleri gün boyu taşır hâle geliyoruz. Üstelik bu kıyafetlerin çoğu bize ait bile değil; başkalarının beklentilerinden, sistemin dayattıklarından, “normal” diye önümüze konulan kalıplardan devşirilmiş.

Bugün sosyal medyada nereye baksak bir farkındalık çağrısı var. Daha bilinçli ol, sınır koy, travmanı tanı, içindeki çocuğu iyileştir, toksik olanı hayatından çıkar. Her gün yeni bir kavram, yeni bir etiket, yeni bir reçete. İyi niyetli olduklarına şüphe yok belki ama sürekli uyarılmak, sürekli kendine bakmaya zorlanmak da insanı yoruyor. Hepimiz bunca “uyan”, “fark et”, “çöz”, “iyileş” çağrısının altında aslında oldukça yorgunuz. Kendimizle kalmaya değil, kendimizi sürekli düzeltmeye davet ediliyoruz.

İçimize bakmak ise pek cazip değil. Çünkü içerisi sessiz değil. Orada bastırılmış sorular, ertelenmiş duygular, adını koyamadığımız huzursuzluklar var. Günlük hayatın gürültüsü sustuğunda ortaya çıkan o tanıdık ama rahatsız edici ses… Belki de bu yüzden içe bakmak yerine dış dünyaya daha sıkı tutunuyoruz. Meşgul olmak, kaçmanın en kabul gören biçimi. Bir şeyleri izlemek, dinlemek, tüketmek; ama kendimizi gerçekten duymamak.

Ama insan bir noktada şunu fark ediyor:
Ne kadar dışarı bakarsak bakalım, içerde çözülmemiş olan şeyler peşimizi bırakmıyor. Bedende bir ağırlık olarak, ilişkilerde tekrar eden döngüler olarak, geceleri uykuyu bölen düşünceler olarak geri dönüyorlar. Görmezden gelindikçe şekil değiştiriyorlar ama kaybolmuyorlar.

Dışarıdan bakıldığında “normal” görünen bir hayatın içinde, içeride taşamayan bir öfke, bastırılmış bir huzursuzluk yavaş yavaş bedene yerleşebiliyor. Söze dökülemeyen, “ayıp”, “fazla”, “yersiz” sayıldığı için içerde tutulan duygular insanı fark ettirmeden kendine yabancılaştırıyor. Ve belki de uyanmak tam olarak burada zorlaşıyor; çünkü içeride olanı görmek, onu romantize etmeden, süslemeden kabul etmeyi gerektiriyor.

Uyanmak, büyük bir aydınlanma anı değil belki. Daha çok küçük ve rahatsız edici bir fark ediş. “Ben bunu neden böyle yapıyorum?” diye sormakla başlıyor. Bu sorunun cevabını bir uzmanın cümlelerinde, bir videonun alt yazısında ya da ezberlenmiş bir öğütte bulmak zorunda da değiliz. Çoğu zaman insan kendini tanımak için başkalarının ona ders vermesine ihtiyaç duymuyor. Biraz durmaya, biraz susmaya, biraz da kendi sesini ayırt etmeye ihtiyacı var sadece.

Suçu dışarıda aramayı bırakıp, kendi payımıza düşeni görmeye cesaret etmekle devam ediyor uyanıklık. Bu cesaret, insanı yalnızlaştırabilir; çünkü içe bakmak kalabalık bir eylem değil. Ama aynı zamanda insanı kendine yaklaştıran nadir şeylerden biri. Başkalarının hayatlarından alınmış formüllerle değil, kendi deneyiminin içinden geçerek öğrenilen bir şey.

Belki de uyanmak, her şeyi çözmek değildir.
Belki sadece şunu kabul etmektir:
Her şey yolunda görünürken bile, içimizde yolunda gitmeyen bir şeyler olabilir. Ve bu, bir arıza değil; insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Dışa bakarak rüya görmeye devam edebiliriz. Ama içe baktığımızda, en azından rüyada olduğumuzu fark ederiz. Uyanmak biraz da budur.

Bu yazının ilhamı, Jung’un Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan Uyanır kitabından süzülürken; çıkarken izlediğim Die My Love’dan, orada hissedilen o iç sıkışmasından, taşamayan duygulardan ve tabii ki gündelik hayatın küçük ama inatçı hatırlatmalarından geldi.
Tabii bu bilgiye gerçekten ihtiyacınız var mıydı, ondan emin değilim.

Etiketler: bireysellikpenguensosyal medyayalnızlık
PERVİN AVCI

PERVİN AVCI

İletişim, medya ve film alanında eğitim almıştır. Dijital kültür, hafıza ve çağdaş yaşam pratiklerine dair metinlerinde kişisel deneyimi düşünsel sorgulamayla bir araya getirir. Farklı disiplinlere merak duyan, yaşam ve öğrenme hevesini canlı tutmaya çalışan bir bireydir.

Felekten Saadet Çalınmaz Cicim
PERVİN AVCI

Felekten Saadet Çalınmaz Cicim

PERVİN AVCI
25 Ocak 2026
Bizden Olur mu?
PERVİN AVCI

Bizden Olur mu?

PERVİN AVCI
18 Ocak 2026
Kalbini Kırdırma!
PERVİN AVCI

Kalbini Kırdırma!

PERVİN AVCI
11 Ocak 2026
Kaç Like Aldın?
PERVİN AVCI

Kaç Like Aldın?

PERVİN AVCI
4 Ocak 2026
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.