Yok Olan Toplumun Var Oluş Mücadelesi – Mertkan Hamit

Yok olma kaygısı taşıyan bir toplumun kaygı ve korkularını Avrupa Parlamentosuna taşıyabilecek ses olma vizyonu bu kadar kötü örgütlenmiş bir topluluk için tek başına dahi önemlidir.

İster AKEL adayı Niyazi Kızılyürek, ister Yasemin Hareketi ya da Kıbrıs Sosyalist Partisi adaylarının denediği süreç anlamlıdır. Aynı zamanda bu seçimlerde siyasi görüşü ne olursa olsun Kıbrıslı Türklerin oy kullanacak olmaları da son derece değerlidir. Sonuçta yaratılan statükonun içindeki ufak bir çatlağı, toplumsal bir fayda için kullanmak ve yurtseverliğini milliyetçi ve muhafazakâr ezberlere girmeden kurgulamak federal bir kültür yaratmak için gereklidir. 

Siyasi var oluşunun meşruluğunu kanıtlamak için tüm kapıları zorlamayı seçmek, sadece kendi toplumunu değil, Avrupa geneli bir vizyonu ortaya koyarak Avrupa topraklarının tümünü dert ederek irade göstermek özünde evrensel bir kaygı taşır.

Bu seçimde Kıbrıslı Türklerin katılımı geçen seçimden çok daha fazla olacağını öngörüyorum. En düşük varsayımda bile 10 ile 15 bin arasında insanın oy kullanması bekleniyor. Hatırlatmakta yarar var, 15 bin oy geçen sefer yapılan AP seçimlerinde bir adayın seçilmesi için yeterli rakamdır. 

Bu durum bu yılki toplam katılım oranlarına göre değişebilir ama Kuzeyden yüksek katılım durumunda Kıbrıslı Türk oyları sembolik değil, belirleyici olacak. 

Bu açıdan da sonuçlar sadece Kıbrıslı Türk statükosunun değil, Kıbrıslı Rum statükosunun da ezberini bozacak. Kıbrıslı Türklerin siyasi bir irade temsil ettiği ilk kez Kıbrıslı Rum ana akım siyasetinin merkezine oturacak. Siyasi eşitlik ile ilgili anlayış belki de o zaman enine boyuna tartışılacak.

Bu açıdan baktığımızda mevcut statükodan mutlu olmayan her bir bireyin, siyasi bir mesaj vermesi için buluşabileceği en küçük ortak paydanın bu seçimlerde oy vermek olduğuna inanıyorum.

Adadaki ezberin bozulması için hazır olduğuna dair mesajlar gönderen en örgütlü yapılardan birinin AKEL olduğu bilinen bir gerçektir. Niyazi Kızılyürek’in aday olması ve seçim kampanyasının adanın her iki yanını da gerçekleştirmesi aslında, sembolizmden siyasi irade beyanına dönüşmesinde de önemli bir rol oynuyor. Kamusal alan yeşil hatla bölünmüyor, üstelik sadece tüm Kıbrıs değil tüm Avrupa anlayışıyla şekilleniyor. Bu koşullarda, Kıbrıslı Türk Avrupa Parlementosu üyesi olarak Niyazi hocayının seçilmesi Kıbrısı aşacak olan birçok konuda da önemli bir dönüşümü getirecektir. 

Yaşlı kıta Avrupa’nın ortak dertleri olan savaş, yoksullaşma, islamofobi, ayrımcılık, ırkçılık, adalet, ekolojik kriz, insan hakları, demokrasi gibi meselelere yönelik “bizden” birinin çıkıp uluslararası alanda Kıbrısı aşan, kıtaya seslenen açılımlarda bizzat görev alması “yok olma tehdidi” altında olduğunu iddia eden bir topluluğun yapabileceği esaslı şeylerden biri olduğuna inanıyorum. 

Yok olmak üzere olan halimizde, tüm kıtaya seslenmeyi başarmak gerçekten siyasi hanemize yazacağımız önemli bir puan olacak!

Bu açıdan bakınca, hala daha gerçekleşecek bu seçimde parmağının arkasına saklanarak, muhafakazar bir milliyetçi ezber ile Kıbrıslı Türk toplumunun çıkarlarını konuştuğunu söyleyenleri anlamakta zorlanıyorum. 

Bu ezberden konuşanların Kıbrıslı Türklerin kaygılarını samimi bir şekilde anlayıp anlamadıklarından kaygı duyuyorum.

Eğer bu toplumun içinden bir insanın bir biçimde kıta adına konuşabileceği meşru bir zemin oluşturulabilirsek, bunu Kıbrıslı Türkler yapacak. Bir Pazar günü mangalını yakmadan önce en yakın geçiş noktasına gidip yapacak. 

Bunu başarırsa, belki Niyazi Kızılyürek’e çok önemli bir sorumluluk yükleyecek. Bu sayede yaratacağı siyasi sermaye zaten Kıbrıslı Türk toplumunun uzun yıllar yok olmayacağını gösterecek; çünkü bilinen engellere rağmen beşeri sermayesinin engelleri aşan somut bir veri olması zihinlerde yer edecek. 

Hiçkimsenin memnun olmadığı statükoyu darbelemek mümkün. Ancak buna karşı çıkanlar var. 

Avrupa Parlamento seçimlerinde Kıbrıslı Türkler davranışlarıyla önemsiz bir azınlık olarak kalmasını isteyenler vardır…  

Hangisi daha akılcı? Hangisi daha insani ? 

Yok olma kaygınızdan keyif alanların söyledikleri mi? 

Yoksa boğucu statükonun içinde var olma yolunu bulmaya çalışanlar mı ? 

26 Mayıs seçimi Kıbrıslı Türk toplumu için önemlidir. 

Bu seçim iki toplumlu barış güzellemesinden de ibaret değildir. 

Yeni bir başlangıç, başka bir siyasi mecra yaratmak için bir fırsattır.