Umudumuz enerjiciler!

Çok sıkıcı bir günden merhaba arkadaşlar. Size bir soru.  Çok sıkıcı bir günde sıkıntınızı gidermek için ne yaparsınız? Hep aynı şeyi mi yaparsınız yoksa sarıgillerin oğulları gibi her seferinde kendinize yeni sürprizler, uğraşlar mı bulursunuz?  

Mesela ben akıllılara kafayı takmayı seviyorum. Aklı olmayanların akıllı sayıldığı bu devirde, akıllı (!) bulmakta zorlanmıyorum da… Gözüme kestirdiğim avımı uzun uzun takip etmeme de gerek yok. Onlara on dakika bakmam, onları on dakika dinlemem; ruh halleri ile ilgili bir takım tespitlerde bulunup onlara kızmam için yeterli. Tabii bu kadar çok akıllıya maruz kalınca haliyle benim de devreler biraz yanıyor… 

Malum her günümüz çok sıkıcı olduğundan ülkece kendimize uğraşlar aramaktayız. Her şeye rağmen sıkıcı, çok sıkıcı, aşırı sıkıcı gün demeden, her gün sosyal gözlem yapıp, bir takım tespitlerde bulunarak eğlenmenizi tavsiye ederim. Bir süre sonra eğlenceye doyup harekete geçme isteği uyanır insanda… Deneyin! Üstelik farkındalığı da artıran bir şey bu. Deneyin,  deneyin çok güzel. 

Bakın geçen gün sarıgillerin oğulları ile aynı gün canımız sıkılmış olacak ki; ben kafayı takacak birilerini aramaya kalmadan gazetede onların haberini gördüm. Kim bu sarıgiller dediğinizi duyar gibi oluyorum demek isterdim ama böyle klişelerle uğraşmayacağım. Bu sarıgiller aslında kırmızıların torunu turuncugiller. Flama ve bayrakları Kıbrıs sıcağında gavrıla gavrıla karaktersiz bir sarıya döndüğünden ben onlara sarıgiller diyorum.  Neyse konumuza dönelim. Gazetede görüp dellendiğim haber; işte bu sarıgillerin oğullarının Ciklos’ta  atarlı tatarlı eylem yaptığının haberiydi. 

Sanırım onlar için aşırı sıkıcı bir gündü. Haberi okuduktan sonra akıllarını yitirmiş olabileceklerini dahi düşündüm. Haberi hepiniz görmüşsünüzdür. Sel felaketinde yaşamını yitiren gençlerimiz için hükümet istifa çağrısında bulunuyorlardı ki o yolun projesi de kendilerine ait. 

Beynimde oluşan anlık “error” sonunda bunların gerçekten başından beri deli olduğuna kendimi inandırdım… Sonuçta deliler deli olduklarını bilmezler değil mi? Yardıma muhtaçtırlar. Deli olduklarından yardıma muhtaç olduklarını da bilmezler. Ancak onların akıl dışı davranışlarını fark edenler yardımlarına koşabilir. Bakın o eylem aslında “biz artık ne halt edeceğimizi bilmiyoruz ey halk. Bakın bu yolun projesini biz yaptık. Neden yaptık, nasıl yaptık bilmiyorduk. Hadi biz bilemedik yedik bir halt, bu gebeşler de mi bilemedi? Hadi biz siyasimsiler cümleten bi halt ettik. Siz neden sessiz kalıyorsunuz? Konuşun  artık. Bir şey deyin. Şöyle güçlü kuvvetli bir ayaklanma sergileyin ki toz olalım.” çağrısıydı bu.  Yani bence böyle olmalı. Yoksa niye hunili karikatürlerindeki deliler gibi bu işe kalkışsınlar ki?  

Haydi enerjiciler, astrologlar umudumuz sizsiniz. Bir el atın bu işe de şöyle güzel bir Uranüs etkisi yaşayalım. Halk olarak çok sıkıcı günlerimiz aynı gün olsun. Tarih yazalım.  Sıkıntıdan patlamak üzereyken yerimizden kalkıp eğlence olsun diye;  şu sarıgilleri de, yeşilgilleri, de kırmızıgilleri de bunlar yetmezmiş gibi bir de  kene gibi sırtımıza yapışıp kanımızı emen  emicigilleri de…  Kısacası bütün faşistgilleri bi şeedelim. Iıııımm şeedelim, ne edelim;  aydınlatalım, denize atalım, denize. Bilinmeyen diyarlara götürüp bırakalım. Kuş uçmaz kervan geçmez denilen yer var ya; hani işte oraya.  Ya da ne bileyim, yapalım işte bir şeyler yav. Şimdi buna ben tek başıma karar vermeyeyim. Hele o büyük gün gelsin de doğaçlama takılsak da olur sanki. 

Keşke hep beraber canımız sıkılmadan da bir şeyler yapabilsek ama bizde nerde o gö?..

Son kelimenin son harfini de size bıraktım ister “z” yapın ister “t”. İnteraktif takılmaya çalışan amatör bir yazar adayıyım. Kelime seçimlerimde hatalar yapabilirim idare edin.  Böyle boşluk doldurmacalar, ortak fikir üretmeler falan yapıcaz beraber. Hadi kalın sağlıcakla. Babaay. 

Yazar

İsmini vermek istemeyen izleyici

İsmini vermek istemeyen izleyicimiz S.P, 1988'de Lefkoşa, Ortaköy Dr. Burhan Nalbantaoğlu Devlet Hastanesi'nde dünyaya geldi. 5 çocuklu bir ailenin orta parmağıdır. İlkokulu Atatürk İlkokulu, ortaokulu Demokrasi Ortaokulu, Liseyi Lefkoşa Türk Lisesi, üniversiteyi Yakın Doğu Üniversitesi'nde (lisans ve yüksek lisans, dikkatinizi çekerim) okudu. Kendisi her Kıbrıs Türk vatandaşı gibi, birçok sıfata sahip olup hangisini kullanacağını bilmemekte... Oyuncu, profesyonel dramatik yazar, amatör edebi yazar, dramaturg, yönetmen, öğretmen, akademisyen, masalcı, şair, dernek yöneticisi. Ve tüm bunlara rağmen dünya onun etrafında dönememekte...