Kıbrıs Postası ve teyit mekanizmasının hayati önemi – Çağdaş Öğüç

GÜNCELLEME: Kıbrıs Postası bu yazının yayımlandığı sıralarda özür ve düzeltme yazısı yayımladı. İlgili yazı için tıklayabilirsiniz

***

Yazının en başında belirteyim. Bu yazı Kıbrıs Postası emekçilerini eleştirme maksadıyla kaleme alınmış bir yazı değildir.

Öncelikle olayın ne olduğuyla başlayalım. Kim olduğu bilinmeyen ve University of Nicosia (Lefkoşa Üniversitesi)‘da Psikoloji bölümünde öğretim üyesi olduğunu iddia eden “Aslıhan Yılmaz” adlı bir kişi, geçtiğimiz gün kişisel Sosyal Medya hesabından bir fotoğraf paylaştı.

Fotoğrafta görülebileceği üzere, University of Nicosia’nın başlıklı kağıdı üzerine Türkçe açıklama ve bir soru yazılmış, yazı ile birlikte iddiaya göre sırf daha çok para kazanmak için Kıbrıslı Türk öğrencilerin sınıfta bırakılarak “Mezuniyet Sınavı”na girmeye zorlandıkları belirtilmişti.

Bahsi geçen fotoğraf şöyle:

Yapılan bu paylaşım, ülke gündemine Kıbrıs Postası’nın konuyu manşete taşımasıyla geldi. Bahsi geçen habere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu noktada birçok internet gazetesi yanısıra Afrika Gazetesi’nin de haberi Kıbrıs Postası’ndan alarak yayımladığını eklemekte fayda var.

Benim de lisans eğitimimi University of Nicosia’da aldığımı ve eğitim süreci boyunca herhangi olumsuz bir olayla karşılaşmadığımı, aksine sırf Kıbrıslı Türk olduğum için yüzde 50’ye varan oranda indirim aldığımı belirtmeliyim. Şu anda bu indirim oranının bir nebze düşürüldüğünü biliyorum ama konumuz bu değil.

Neyse konuya dönelim. Buraya kadar birçok şey normal görünüyor. Ancak olayın derinlerine inmeye başladığımız andan itibaren gariplikler de su yüzüne çıkmaya başlıyor. İlk olarak, üniversitenin resmi dili İngilizce olan Psikoloji bölümünde Türkçe metinle sınav kağıdı hazırlanmasıyla yoğruldu kafamız. Ardından sınav kağıdını okumaya başlarsak eğer, “Gradation Make-Up”  yapıldığını görebilmekteyiz. Yani “Graduation” yazmayı bile bilmeyen bir “öğretim üyesi” ile karşı karşıya olduğumuzu fark ederiz. Yazının tamamı okunduğunda birçok yazım hatası olduğunu tespit edebiliriz.

***

Yaşanılan garipliği fark edince, üniversitenin web sayfasını ziyaret ettim. Bir de baktım ki, fakülte akademik kadrosunda böyle bir öğretim üyesinin ismi görünmüyor. Sayfa içinde dolaşmaya devam ettikçe, “PSY 442” kodlu Klinik Psikoloji dersinin de o kod numarasıyla okulda bulunmadığını tespit ettim. Okulun web sayfasına buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

Konuyla ilgili aynı dönemde okulda okuduğum bazı arkadaşlarla konuşma imkanına sahip oldum. Arkadaşlar, halen okulda okuyan tanıdıklarıyla iletişime geçtiklerinde, Aslıhan Yılmaz adında bir kişiyi tanımadığına yönelik beyanda bulunmuş.

Öte yandan, öğretim üyesi ile ilgili garip bilgiler de mevcut. Dr. Aslıhan Yılmaz’ın şu anda kapalı bulunan Facebook hesabına bakıldığı zaman, 23 Ocak 2019’da Ankara’da bir üniversiteden doktora unvanını almayı başardığına dair bir fotoğraf paylaşmıştı. 23 Ocak tarihinde Doktora unvanını almayı başaran bir kişinin 1 Şubat 2019 tarihinde nasıl “Gradation” sınavı yapabildiği sorusu ise kafamı iyice bulandırmaya yetti de arttı bile. Nitekim, University of Nicosia Yönetimi, konuyla ilgili bir kınama ve yalanlama yazısı da yazdı. Açıklamaya göre ilgili şahsın üniversiteyle hiçbir bağı olmadığı bahse konu sınav kağıdının ise sahte olduğu belirtiliyor. Yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Haberin yalan olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte, birçok “internet gazetesi”, “biz bir bok yedik, pardon” demek yerine, haberi web sitesinden kaldırdı; hem de daha önce çalıp sitesine koyduğu süratte…

Afrika Gazetesi ise ertesi gün haberi yenileyerek haberin yalan olduğunu beyan eden bir başka haber hazırladı. Ancak haberin esas kaynağı olan Kıbrıs Postası’ndan konuyla ilgili henüz bir adım atılmadı. Daha üniversitede öğrenciyken, Kıbrıs Postası’nda göreve başlamış, uzun yıllar gazetede editör olarak görev yapmıştım. Dolayısıyla gazetenin nasıl haber hazırladığı hakkında aşağı yukarı bilgi sahibi sayılırım. Gazetenin böylesine büyük bir hata yaptığına daha önce şahit olmamıştım. Konuyla ilgili Kıbrıs Postası’nın henüz “özür ve düzeltme” yayınlamaması da çok büyük başka bir sorun!

Ancak burada üzerinde durulması gereken olay gazetenin yaptığı hatadan çok, Aslıhan Yılmaz adlı kişinin gerçekte kim olduğudur. Şu anda kapatılmış olmasına rağmen sayfayı olayın yaşandığı gece girip inceledim. Stalk ettim de diyebiliriz hani…

Bahsi geçen öğretim üyesinin paylaştığı o fotoğraf altına özellikle Türkiye’den birçok insanın yorum yaptığını ve “hocam” şeklinde hitap ettiğini gördük. Elimde bulunan ekran görüntüsü şöyle:

Yukarıda da bahsettiğim gibi Yılmaz’ın 23 Ocak’ta Ankara’dan bir üniversiteden mezun olduğu ve geçtiğimiz yıl ise annesini kaybettiğini gözlemlemekteyiz. Profilinde yine mezuniyetinden fotoğraflar, katıldığı bir düğün öncesi çektiği fotoğraflar da bulunmaktaydı. Bu arada Yılmaz’la benim 90-100 civarında ortak arkadaşımız bulunduğunu da ifade etmeden geçmeyeceğim. Genel olarak profili incelediğim zaman, profilin “sahte” olduğuna yönelik herhangi bir veri bulunmadığını belirtmek durumundayım.

Olay böyleyken, henüz açıklığa kavuşmayan konu ise, Kıbrıs Postası muhabirinin Aslıhan Yılmaz ile nasıl iletişime geçtiğidir. Telefonda mı konuşmuşlar? Sosyal Medya üzerinden mi bilgi edindiler? Teyit mekanizmasına ihtiyaç duyulmadı mı? Aslıhan Yılmaz birebir tanınan ve güvenilen bir kişi mi ki verilen bilgiler doğru olarak kabul edildi? Haber neden doğrulatılmadı?

İşin özü, Kıbrıs Postası çok büyük bir oyuna alet oldu. Ben kişisel olarak çok üzüldüm. Kıbrıs Postası’nın, gazetecilik etiği gereği bir an önce özür yazısı yayınlaması gerekmektedir. Ama bundan da önemlisi, ülkemizde sanırım ilk kez meydana gelen böylesine bir olayla ilgili ne yapılması gerektiğinin de tartışılmasının ve çözüm bulunmasının gerekli olduğunu düşünmekteyim.

Yoksa sokaktan geçen ve elinde sahte bir belge olan herkes artık gazetelerde yer edinmeye mi başlayacak? Murat Kanatlı’nın da dünkü paylaşımında belirttiği gibi, “Yani şimdi ben bir gazeteye gidip sokakta yürüyen yeşil Marslılar gördüm dersem, bu manşet olacak?”

Acilen bir çözüm bulunmalı. Daha da acil olarak Kıbrıs Postası yönetimi bu konuya bir açıklık getirmelidir. Susup da konunun unutulmasını beklemek mantıklı bir yöntem değildir.