Kansız ve etsiz bir yaşam için 13 kitap

Gazeddakıbrıs editöryal kolektifi olarak sizler için vegan ve vejetaryenlik üzerine mutlaka kütüphanenizde bulundurmanız gereken kitapları seçtik.

 

  1. Vegan Beslenme:

    Bu kitap size değişikliğe, daha uygar, etik ve daha sağlıklı bir beslenmeye davet ediyor.Hayvansal ürünlerle beslenmek yalnız kalp damar hastalıkları ve kanseri değil, başka pek çok hastalığı da tetikler. Buna karşılık vegan beslenme, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun, herkesin sağlığını olumlu etkiler. Doğru beslenmeye ne kadar erken yaşta başlarsanız, sağlıklı yıllarınız o kadar uzun olur. Bugünden bitkisel beslenme alışkanlığı kazanarak gelecekte kalp krizi, felç, şeker, kanser gibi hastalıklara yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz.“Vegan Beslenme” diğer canlıların yaşama arzularına saygılı olmak adına, kendini değiştirme yoluna gitmenin ilk adımıdır.

    Her gün modern dünyadaki ilerlemelerden, uygarlıktan, özgürlüklerin gelişmesinden, bahsedip duruyoruz; dünya gerçekten değişiyorsa, gerçekten özgürleşiyorsa, kendi çıkarlarımız için başka canlıları öldürmeye son vermemiz gerekmez mi? İnsanlığın bugüne kadar tüm savaşlarda öldürdüğü insan sayısından daha fazla hayvanı bir haftada öldürüyoruz. Uygar olduğu iddiasındaki günümüz insanının, duyguları olan bir yaratığı öldürmesini ya da acı çektirmesini kabul edemeyiz.

    Vegan Tarifler

    Güne sağlıklı başlamanızı sağlayacak 14 kahvaltı…

    Yemeklerinizi lezzetlendirecek 32 harika sos tarifi…

    Az yağlı 19 çorba…

    Hazırlaması kolay, lezzetli 101 yemek tarifi…

  2. Dolce Vegan: Kolay, Geleneksel ve Sağlıklı Vegan Tatlılar

    Adil bir mutfak için “tatlı” bir başlangıç

    “Bu kitaptaki tarifler size basit, sağlıklı vegan tatlıları evde üreteceğiniz malzemelerle nasıl yapacağınız konusunda yol gösterecek. Bu tariflerle madalyonun en tatlı yüzüyle işe başlayabilir ve bunu tatlı devrimi olarak adlandırabiliriz.”

    Virginia Elena Patrone beden sağlığıyla toplum sağlığı arasındaki ilişkiden hareket ederek okurları hem kendi malzemelerinin üreticileri olmaya hem de “iyi tüketimin politikasına” katılmaya davet ediyor. Bunu yaparken malzemelerimizi evde nasıl üretebileceğimize, besinlerin bedenimize faydalarına, tüketiciler olarak tercihlerimizin önemine odaklanıyor.

    Dolce Vegan’da yer alan yaklaşık 90 tatlı tarifi, “hayvansal ürün içermeyen sağlıklı malzemelerle ve sadece üç basit malzemeyle sonsuz sayıda lezzetler yaratabilen anneanne ve babaannelerimizin zamanından” esinleniyor.

  3. İnsan Neden Vegan Olur?

    Hayvanlara gereksiz yere acı çektirilmesini veya bir hayvanın ortada hiçbir neden yokken öldürülmesini yanlış buluyor musunuz? Mesela biri durup dururken bir yavru kediyi gözünüzün önünde tekmelese ona müdahale eder miydiniz? Bunu sormak bile saçma, öyle değil mi? Çünkü sırf canımız öyle istedi diye hayvanlara acı çektiremeyeceğimizin, hatta bunun bir suç olduğunun hepimiz farkındayız. Yazılı olmasına gerek dahi olmayan evrensel ahlaki yükümlülüklerimizden biridir bu ilke.

    Şimdi de yavru kedinin yerine mesela bir kuzuyu ya da bir buzağıyı koyun. Arada bir fark var mı? Eğer yoksa, o halde bu hayvanları neden öldürüp yiyoruz? Bunun için sağlam bir gerekçemiz, geçerli bir sebebimiz var mı? Yol açtığımız bunca acıyı ve ölümü zorunlu kılan şey nedir? Yoksa hemen her gün, üzerinde bir an bile düşünmeden yaptığımız şey yavru bir kediyi tekmelemekten farksız mı?

    Uzun yıllardır vegan yaşayan hukuk profesörleri Gary L. Francione ile Anna Charlton, hayvanlara davranış biçimimiz ile hayvanlara dair duygu ve düşüncelerimizin nasıl ve neden çeliştiğini bu sarsıcı kitapla gözler önüne seriyor. Vegan beslenme söz konusu olduğunda “İyi ama…” diye başlayan otuzdan fazla itirazı ve soru işaretini tek tek tartışan yazarlar, hayvanlar konusundaki ikiyüzlülüğümüze tuttukları aynayla bizi hayatımızın en önemli yüzleşme deneyimlerinden birine davet ediyorlar.

  4. Tabağındaki Yüz

    Jeffrey Moussaieff Masson, yediklerimizin sağlığımızı, ahlaki benliğimizi ve gezegenimizi nasıl etkilediğini gösterirken ağzımıza aldığımız her lokmanın arkasındaki kararların farkına varmamızı sağlayacak sorular soruyor: Hayvanları yemenin toprağımız, sularımız ve hatta küresel ısınma üzerindeki etkileri nelerdir? Çiftçilik yöntemlerinin hayvanlar ve insanları etkileyen sonuçları nelerdir?

    Aynı zamanda bir psikanalist olan Masson, inkarın bizi çatalımızın ucundaki hayvanı düşünmekten nasıl alıkoyulduğunu gösterirken bir yandan da tabağınızdaki etin bir zamanlar duyguları olan bir canlı olduğunu ve tabağımıza gelmeden önce büyük eziyete maruz kaldığını hatırlatıyor ve beslenme şeklimizdeki ahlaki çelişkileri ortaya koyuyor.

    Tabağındaki Yüz, yazarın yirmi yılı aşan entelektüel, psikolojik ve duygusal deneyimlerini gıda devriminin bu çok önemli kitabında bir araya getiriyor. Gıda seçimi konusunda bilinçli olmak isteyen herkes -veganlar, vejetaryenler ve et yiyenler- bu kitaptan çok şey öğrenecek.

  5. Veganlığa Ezoterik Bakış

    Vejeteryenlik ve veganlıkla ilgili birçok bilimsel ve felsefi yazı, makale ve kitap yazıldı, araştırmalar yapıldı, videolar çekildi. Bazıları bizi düşündürdü, bazıları duygulandırdı, bazıları ise dehşete düşürdü ve ruhumuzu derinden sarsıp silkeledi. Ayrıca son yıllarda hayvan sevgisinin konu edildiği çok güzel filmler gösterime girdi. Tüm bu çabalar umut vericidir ve çağdaş dünyanın insanı uzaklaştırdığı hayvanlar, bitkiler ve tüm doğa ile bağını yeniden tesis etmesi yönünde büyük bir değer taşıyorlar. Sevgili Türkan Ruhsar’ın bu eserinin de konuya önemli bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Veganlığın belki de ilk defa ruhsal ve ezoterik bilgilerin ışığında değerlendirildiği bu kitap, küresel sermaye sahiplerinin kasıtlı olarak gizledikleri çok önemli okült bilgileri ifşa ediyor.

  6. Yeşil Mutfak

    “Tabağınızdaki politik şeylerden bıktınız mı? Yemek için alışveriş yaptığınız zamanlarda suçluluk duygusuyla kıvranıyor musunuz? Bu sevimli rehberde Lisa Jervis yalnızca bilinçli ve gezegenle barışık bir şekilde yemek yemenin ne kadar kolay olduğunu değil, ayrıca ne kadar ucuz ve kullanışlı olduğunu ve evinizin mutfağında nasıl neşeli hissedebileceğinizi gösteriyor.” – Stuffed and Starved: The Hidden Battle for the World Food System’ın yazarı Raj Patel.“Yerel ve işlenmemiş yeme üzerine güçlü vurgusuyla Yemek Pişirmek, vegan olmakla veya vegan sucuk tüketmekle ilgili tereddütlerinizin üstesinden gelmenize yardımcı olacak. Bu, mutfağa adımını ilk defa atanlar ve daha sağlıklı bir gezegen yaratmak için işi sonuna kadar götürmek isteyen vejetaryenler için harika bir kaynak.” – Lickin’ the Beaters: Low Fat Vegan Desserts’ün yazarı Siue Moffat.“Gün içinde birkaç kere, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için bir fırsat istediğiniz oluyor mu? Lisa Jervis’in el kitabı Yemek Pişirmek’teki makul, esprili, sade ve etik kılavuzları izleyerek kendinizi beslemeyi öğrenin. O, yemek kitaplarının Dennis Kucinich: ufak, politik, güçlü ve dört yıllık üniversite diplomasına kesinlikle sahip değil. Okuyun ve yiyin.” – Manifesta: Young Women, Feminism and the Future’ın eşyazarı ve Look Both Ways: Bisexual Politics’in yazarı Jennifer Baumgardner.

    ”Yemek Pişirmek, ilham verici, kuşatıcı bir yemek okulu ve her şeyi daha lezzetli kılmak için bir rehber. Ayrıca günümüz yaşantısındaki yemekle ilgili önemli fikirlerle kendimizi nasıl bağdaştıracağımızı güçlü bir şekilde gözler önüne seriyor.” – Surprised by God: How I Learned to Stop Worrying and Love Religion’ın yazarı Rabbi Danya Rutenberg.

    “Sonunda! Yemek ve sosyal adaleti, yani kilolu insanların (her ölçüden insanların) da hayattan zevk alabileceğini konu alan zeki ve kullanışlı bir kitap. Lisa, kilolu insanlar üzerine yapılan tüm tartışmaları gereksiz görüp bir köşeye atabileceğimiz küçük bir izdüşüm yaratmamız için birçok iyi ve ikna edici sebep sunuyor. Teşekkürler Lisa, bu lezzetli ve gerçek anlamda acımasız olmayan kitap için!” – FAT!SO? Because You Don’t Have to Apologize for Your Size’ın yazarı Marilyn Wann.

  7. Vegan ve Anarşi

    “1930-1905 yılları arasında yaşamış Fransız coğrafyacı Élisée Reclus anarşist ve Marksist ilk coğrafyacı olarak bilinmekte.Elisee Reclus’a göre, coğrafya siyasi sorunları görmezden gelemeyeceği gibi, bu sorunların önemini ortaya çıkarmaya, ya da en azından daha iyi bir şekilde ortaya koymaya izin verir.İsmi önemle unutturulmaya çabalanan düşünür, Türkçeye ilk defa bu önemli iki metni ile tercüme edilmiş olmaktadır. Anarşi Üzerine ve Vegan Üzerine…”
  8. Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü

    Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü, Türkçede alanında hazırlanmış en kapsamlı telif çalışma olma niteliğini taşıyor. Kalkandelen; konuya ilişkin kabul görmüş dar kanaatler üzerine metinlerarası bir eleştiri kuruyor.“Gün gelecek, insanlar için adaleti savunanlar, hayvanlar için de adalet isteyecek. Gün gelecek, her duyarlı canlının yaşam hakkı olduğunu herkes kabul edecek. İşte o gün dünya daha yaşanılabilir bir gezegen olacak!”
  9. Hayvan Hakları ve Veganizm

    Hayvan Hakları & Veganizm, bağdaşık iki konu üzerine yazılmış klasik metinlerden oluşan özgün bir seçki. Birçok yazar ve kuramcı, meseleyi etik, politika, felsefe, ekoloji gibi farklı alanlarda detaylı bir şekilde tartışıyor. Zülâl Kalkandelen’in sunuş yazısıyla hazırlanan kitap, tartıştığı alan üzerine farkındalığı arttırmak için sunulmuş alternatif bir tasarı olarak hem akademik çalışmalara destek, hem de konunun teorik yanlarına odaklanacak yeni okurlar için hazırlandı.

     Hayvan Hakları & Veganizm; Romalı denemeci ve tarihçi Plütarch’tan “Et Yemek Üzerine”, Alman besteci ve kuramcı Richard Wagner’den “Yiyecek Olmama Hakkı” ve “Avcı İnsan ve Acıya-Empati”, İngiliz kuramcı William Andrus Alcott’tan “Et Yiyicilik ve İnsan Katliamı”  ve Fransız anarşist kuramcı Élisée Reclus’tan “Vejetaryenlik üzerine” gibi eski klasik metinlerle, Princeton Üniversitesi Bioetik Profesörü Peter Singer’dan “Hayvanlar Acıyı Hisseder mi?” ve “Vejetaryen Bir Felsefe”, Felsefe Profesörü Deane Curtin’den “Bağlamsal Ahlakçı Vejetaryenlik”, Çevrebilim ve Felsefe Profesörü Dale Jamieson’dan “Hayvanat Bahçelerine Karşı” gibi çağdaş klasik metinleri bir araya getiriliyor. Bu metinlerin yanında Hayvan Hakları & Veganizm üzerine yazılmış birçok farklı akademik ve yarı-akademik metin de kitapta okura sunuluyor.

  10. Etin cinsel politikası

    Her on yedi saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Her bir saniyede yüzlerce hayvan öldürülüyor. “Dayak yiyen kadınlar” gerçekliği her gün yüzümüze çarpılıyor ekranlardan ve gazete sayfalarından. Çiftliklerin esir ettiği, mezbahaların katlettiği hayvanlar “marketteki et”e indirgeniyor günümüzde. Etin hem protein için zorunlu olduğuna hem de gücün kaynağı olduğuna inanmamız için örülen mit, aslında erkeğin potansiyel şiddet eğilimiyle üstünlük kurmasına neden oluyor. Etçilleri yiyen etçiller, kafamızdaki iktidar piramidinde en üste yerleştiriliyor ve bu haliyle gündelik hayatımızın her köşesine sızıyor. Reklamların neredeyse tamamında eti yenen hayvanların kadınsı temsil edilmesi ve erkek zihninde seks yapılacak kadının et veya piliç görüntüsünde olması yapbozu kendiliğinden tamamlıyor.İşte Carol J. Adams bu kitapta, yukarıda sayılan olguları ve genel olarak ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektiği çözümlüyor. Ona göre, erkeklik inşasının önemli bir parçası başka bedenleri denetim altında tutmaktır; et yemek de bunun önemli bir aşamasını oluşturur. “Et yemek, erkek iktidarının her öğünde yeniden ilan edilmesidir.”  Onun kuramıyla, pornoda veya sofrada (aslında erkeğin yazdığı tüm “metinlerde”) parça parça tüketilen tüm adsızlar, “kayıp gönderge” olarak yeniden bedene kavuşuyor.Bu kitap, kadın ve hayvanın tüm yönleriyle eş olduğunu savunmuyor; yalnızca şiddet ve tahakkümden beslenen erkek egemen kültürün yeri yurdu olmadığının, zayıf bulduğu her şeyi ve herkesi “erkek” tanımının dışına atarak alt edilecek bir öteki ilan ettiğinin, özneden nesneye indirgediğinin altını çiziyor. Yiyecek/giyecek başka bir şey yokmuşçasına, birtakım canlılara yaşarken kafesi, ölürken ise kan gölünü reva gördüğümüz sürece savaşları ve ayrımcılığı olumlayan eril şiddet kültürünün ve hiyerarşinin aramızdan ayrılmayacağını hatırlatıyor.

    Bu kitapta ışık tutulan erkek şiddeti, kadın düşmanlığı, et yeme kültürü ve militarizm arasındaki bağlantılar, bugün de Carol J. Adams’ın yirmi yıl önce teşhis ettiği zamanki geçerliliğini koruyor. J. M. Coetzee

  11. Vejetaryenliğin Yararları

    Modern İran edebiyatının büyük ustası Sadık Hidayet’in Yoga’dan etkilenerek kaleme aldığı Vejetaryenliğin Yararları, vejetaryenliği kişisel bir seçim olmaktan öte, bir dünya görüşü olarak ele alıyor. “İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece.” Vejetaryenliğin Yararları, Mehmet Kanar tarafından, Farsça aslından dilimize çevrildi.

  12. Hayvan Yemek

    “Bu Kitap Hayatınızı Değiştirecek.” -Time Out- Neden kahvaltıda makarna yemiyoruz? Yemek yerken aldığımız kararları, neye dayanarak alıyoruz? Neden kuzu eti yiyoruz ama köpek eti yemiyoruz?Köpeklerini seven Fransızlar, bazen atlarını yer.Atlarını seven İspanyollar, bazen ineklerini yer.

    İneklerini seven Hintliler, bazen köpeklerini yer.

    Peki ya siz hangi hayvanları seviyor, hangilerini yiyorsunuz?

    Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın ile Her Şey Aydınlandı’nın parlak yazarı Jonathan Safran Foer, bu kez tabağımızdaki yemeklerin öyküsünü anlatıyor. Hayvan Yemek, kurgulanamayacak denli dehşetli birtakım gerçeklerin bize sofralarımız kadar yakın olduğunu gösteriyor; insanın marifetlerini, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hayvan Yemek, bir vejetaryenlık çağrısı değil, bir uyanış çağrısı… Çatalımızı sapladığımız şeyin “ne” olduğunu, bize “neler olduğunu” görmekten çekinmeyenlere açık bir davet. Tabaklarınızı ve midelerinizi doldururken bu sayfalarda yazanları göz ardı edemeyeceksiniz.

    “Hayvan Yemek’i (eğer bu, uygun bir sözcükse) büyük iştahla okudum.”

    – Alain de Botton

  13. Veganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi

    Bu satırları okuyorsanız, öncelikle veganizm üzerine yazılmış ilk Türkçe kitaba ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Bu teşekkür sıradan bir ifade değildir; veganlar bilir, hayvan haklarından söz etmeye başladığınız anda olumsuz tepkiler almaya başlarsınız, hatta işi hakarete vardıranlar olur. Ancak bunun yanında, dünyada yavaş da olsa giderek daha fazla ilgi görmeye başlayan veganizmi anlamaya çalışanlar, merak edenler de var. Bu kitabın amacı, hem akıllarda yanlış bilgilenme sonucu yer eden görüşlere bir karşılık vermek, hem de veganizmi bir felsefe ve yaşam pratiği olarak merak edenlerin sorularına yanıt oluşturmak.