Hayal Kırıklıklarının Modern Masal Anlatıcısı: Wong Kar Wai

Yıl 2002 İzmir’e sinema okumaya yeni gitmişim. İzmirde her sonbahar gezici festival oluyordu, ilk gezici festival filminde izlemiştim İn The Mood For Love filmini, 17 yaşımdaydım ve hayatımda izlediğim en güzel en farklı aşk filmiydi; hayal kırıklıklarının, kalp çizilmelerinin, bu kadar gerçek; ajitasyona uğratılmadan anlatılan bir film izlememiştim, şu an 34 yaşımdayım yani ilk izleyişimin de üzerinden ilk izlediğim yaş kadar zaman geçmiş, ne yalan söyleyim hala izlediğim en güzel aşk filmlerinden biri, birinciliği yine aynı yönetmenin happy together filmi alır ama benim aşk filmleri listemde. Aşk filmleri sıralamamda ilk iki filmin yönetmeni olan Wong Kar Wai’nin sinemasından bahsetmek istedim.

Wong Kar Wai sinemasının odak noktasında aşk vardır. Ama bu aşk hayal kırıklıklarının, unutuluşların , geri gelmeyecek geçmişin hatıralarının, korkunun  aşkıdır. Kimi zaman dünyanın ucundaki fenere ağlama sesini yollayan, kimi zaman aşkını bir ağaç kovuğuna fısıldayan, kimi zaman da ağlayan evlerde yaşayan evet yanlış okumadınız ağlayan evlerde yaşayan aşıkların hikayelerine anlatır Wong Kar Wai. Mekanları karakterleştirmesiyle, “an”ı gösterirken sessizliğe bürünmesiyle, ağır çekim ya da kare atarak hareketleri keskinleştirmesiyle ve olağanüstü şarkı seçimleriyle şiirsel bir dil yaratır. 

DAYS OF BEİNG WİLD (1990)

“Ayaksız bir kuş vardır; uçar, durmadan uçar. Yorulsa bile havada asılı, kendi rüzgarı  içinde uyur.  Bu kuş da yere iner elbet; yalnız bir kez yere iner: Son inişi olacaktır bu; o da öldüğü andır.’’ 

Yuddy (Leslie Cheung) üvey annesini her daim kollayan ama gerçek annesinin kim olduğunu söylemediği için sürekli tartışma halinde olduğu, hayatına soktuğu kadınlar ile ilişkiye girmekten kaçan, huzursuz ve tepkisel biridir. Önce sessiz bir kadın olan Su Li-Zhen’i (Maggie Cheung) “Evet saat 14: 59, 16 Nisan 1960. Ve sen tam bu dakikada benimlesin. Bu dakikayı daima seninle anımsayacağım. Sen de benimleydin; bunu inkar edemezsin çünkü çoktan  ‘geçmiş’ oldu. Bir dakikadan beri seninle arkadaşız.  Bu bir dakikayı hiç unutmayacaksın.’’ repliğiyle kendine aşık eder.  Daha sonrasında  Su Li-Zhen’in aksine konuşkan Mimi/Lulu (Carina Lau) ile sevgili olur. Fakat iki  kadın da Yuddy’den bir karşılık görmez, Yuddy kim olduğunu öğrenebilmek için annesinin peşinden gitmeye karar verir. Su ayrılığın hemen ardından kendini attığı sokakta devriye gezen Tide ile bir bağ kurarken, Mimi de Yuddy’nin yakın arkadaşı Zeb’in ilgisine takılır, ama bu karşılaşmaların da sonucu platonik kalır. Annesini bulmak için Filipinler’e gidip hayal kırıklığından başka bir şey elde edemeyen Yuddy ile polisliği bırakıp denize açılma kararı alan Tide’ın yolları kesişip onları şiddet ve ölümle karşılaştırırken, Mimi ve Su’nun aşk adına attıkları adımları da başarısız olur. 

Hikayedeki bütün aşklar karşılıksız kalırken filmin merkezinde ruhen parçalanmış ve olgunlaşmamış gençler bulunmaktadır. Bu olgunlaşmamaış gençlerin hikayesi film bitince bitmiyor. Yıllar sonra yine Wong Kar Wai’nin çektiği İn The Mood For Love ve 2046 filmlerinde de bu karakterler karşılaşıp yine aşkın imkansızlığına takılıyorlar. İn The Mood For Love’da Su Li-Zhen’in 2 sene sonraki yalnızlığıyla, 2046 filminde ise Lulu/Mimi’nin 6 sene sonraki yalnızlığıyla karşılaşırız; bu filmlerde artık olgunlaşmışlardır. Birbirine teğet geçen geçen insanların bir arada olamayışını psikolojik temellere oturturken; hüzünlerini ve yalnızlıklarını ince ince işliyor Wong Kar Wai Days Of Being Wild filminde. Kimi zaman saatlerdeki o “bir dakika”yla, kimi zaman aynadan yansıyan yüzlerle, kimi zaman da zamanı geri alamayışlarıyla. 

CHUNKİNG EKSPRES (1994)

İnsanlar ağlayınca gözlerini mendille kurulayabilirler; ama daire ağlayınca kurutması uzun iş..”

Chunking Ekspres içinde iki ayrı bağımsız aşk hikayesi barındıran bir hikaye. İsimleri bile olmayan sadece kod numaraları bulunan (223 ve 633) iki ayrı polisin yalnızlık içeren aşk hikayelerini anlatır Wong Kar Wai. Beş yıllık sevgilisi tarafından 1 Nisan’da terk edilen Kod 223 duygusal çöküntü yaşamaktadır. 1 Mayıs’a kadar tekrar barışacaklarını umut etmektedir. Sevgilisinin sevdiği ananas konservelerinden son kullanma tarihi 1 Mayıs olanları toplamakta, takvim niyetine onları tüketmekte, ağlamamak adına vücudunda su kalmasın diye koşmaktadır. İkinci hikâyede ise Kod 633, hostes sevgilisi tarafından terk edilmiştir. Sevgilisi, her zaman yemek yediği büfeye ayrılık notu içeren bir zarf ve evin anahtarını bırakır. Fakat zarfı açacak cesareti kendinde bulmaz çünkü terkedildiğinin farkındadır yine de anahtarını geri almaz, hostes olan sevgilisinin geri dönmesini bekler. Büfede çalışıp 633’e aşık olan Faye ise 633’ün evinin anahtarını alır ve her gün evine girerek, eşyaları değişir, evi temizler, 633’ün hayatına sessizce ve fark edilmeden dahil olur. 633 evdeki bütün eşyalarla konuşup bağ kurmasına rağmen, Faye’nin değiştirdiği eşyaların farkına varmaz çünkü yalnızlığına o kadar bir gömülmüştür ki etrafta olup biten değişimleri göremiyordur. Ne acıdır ki 633 Faye’nin yaşamına dahil olduğunu kanıksadığında da Faye California’ya gitmiş olacaktır.  Chungking Ekspres, Hong Kong’un kalabalığında birbirlerine 0,01 santimetre yaklaşsalar da bir türlü temas edemeyen depresif insanların hikayesidir.

Duygu yüklü havluların, biriktirilen ananas konservelerinin, şişmanlayan sabunların, üşüyen gömleklerin, azarlanan oyuncakların, gözyaşı döken evlerin bulunan bu filmi Tarantino her izleyişinde ağladığını söyler.  

İN THE MOOD FOR LOVE (2000)

“o kaybolan yılları hatırladı. sanki tozlu bir pencereden bakar gibi. geçmiş görebildiği ama dokunamadığı bir şeydi ve gördüğü herşey bulanık ve belirsizdi.”

1962 Hong Kong’unda, yan yana dairelere taşınan, Chow (Tony Leung) ve eşinin ismiyle anılan Chan’ın (Maggie Cheung) önce komşulukları vesilesiyle, sonra yalnızlıkları ile kesişen yolları, eşlerinin bir ilişkide olduklarını anlamalarıyla hüzünlü bir kader yoldaşlığına dönüşür. Yemek almak için gittikleri büfeninin merdivenlerinde karşılaşmalardan birlikte yemek yemeye uzanan birlikteleri, önceleri eşleri bu yasak ilişkiye nasıl başladığına yönelik varsayımlardan ilerlerken, daha sonra gizli gizli buluşup dövüş sanatıyla yazmaya başlarlar. Chow ve Bayan Chan  (Chan aslında kocasının soyadıdır, aslında adı Su Li-Zhen’dir , Days Of Being Wild filmdeki Su Li-Zhen), eşlerinin birbirleriyle nasıl tanıştıklarının, ilişkilerine nasıl başladıklarının ve devam ettiklerinin provalarını yaparlar birbirlerinin eşlerinin yerlerine geçerek. Onlar gibi olmamak adına çıktıkları bu yolda, birbirlerine gerçek duygularını göstermezlerken ayrılık provalarında birbirlerine sarılıp ağlayacak kadar da gerçektir bu provaları. 

Wong Kar Wai evlilikte aşkı ve aşkta evliliği sorguladığı bu filmde aslında aşkı yıkılmaya yüz tutmuş evlilik mabedinin üzerinde açan bir çiçek üzerinden yorumlar. Farklı zamanlarda aynı trabzanlara dokunup izler bırakmaları, yanyana evlerde aynı duvara sırtlarını dayayıp düşüncelere dalmaları, farklı pencerelerden aynı kadere bakmaları , akşamları hiç konuşmadan bir sokakta yan yana yürümeleri, koridorlarında kırmızı perdelerin uçuştuğu bir otel odasının tenhalığı, “biz onlar gibi olmayacağız” inancı gibi, sırların bir tapınak deliğine söylenip deliğin bitkilerle kapatılıp sırların orda kalması gibi  bir aşk hikayesidir İn The Mood For Love, müziğin ve salınımın muhteşem uyumuyla sunulan ve aşkın zamansızlığına dokunan. 

2046 (2004)

“2046 yılında bütün dünyayı büyük bir demiryolu ağı kaplar, gizemli bir tren arada sırada 2046’ya kalkar. 2046’ya gden bütün yolcuların niyeti aynıdır: kayıp hatırları canlandırmak çünkü 2046’da hiçbir şey değişmez. Hiç kimse bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmez çünkü geri dönen hiç olmadı, ben hariç”

Film bu alıntıyla başlar. Bunu diyen İn the Mood For Love filmindeki Bay Chow’dur. Artık evli değildir, derinlerde yaşayan Chow artık bu filmde çapkın bir adama dönüşmüştür. Dövüş sanatları yazmak yerine 2046 adında bir hikaye yazar, 2046 yılında geçen fakat aslında 2046 numaralı otel odasında yaşananların yansıması olarak. Hikayesi karmaşık bir puzzledır 2046. Geçmişin gelecekte var olmasını da sağlamaya çalışan ama geçmişin imkansızlıklarının da geleceğe ulaşan. Chow yaşamak için gittiği otelde 2046 odayı ister, fakat 2046 numaralı oda tadilatta olduğu için 2047 numaralı odada kalır. 2047 numaralı odada 2046 hikayesini yazarken 2046 numaralı odanın da tadilatı biter ve 2046 numaralı odaya birileri gelmeye başlar. Chow 2046 numaralı odayı dikizleyerek 2046da geçen hikayesini yazar. 2046 Chow’un geçmişiyle karşılaştığı ve temizlendiği bir yere dönüşüyor.  

2046 filmi, Days Of Being Wild ve İn The Mood For Love filmlerindeki karakterlerin yıllar sonra karşılaşmaları ve yeniden bir araya gelemeyişlerini anlattığı için, giren ve yok olan karakterler önceki iki filmden bağımsız algılandığında hikayede boşluklar yaratır. Bu yüzden bu filmi sona bırakmanızı tavsiye ederim. 

Wong Kar Wai bir röportajında şöyle der: “ İn The Mood For Love filminin sonunda Tony bir tapınağa gider ve oradaki bir taşın üzerindeki deliğe, aşkını ve acısını fısıldar. Aslında 2046 o deliğin ta kendisidir. o deliğin içine fısıldanan aşkların, tutkuların, ayrılıkların ve acıların bir bileşkesidir.”

Wong Kar Wai sinematografisi bu filmlerle sınırlı değil, Happy Together, Fallen Angels, My Blueberry Nights, Ashes of Time gibi başka muhteşem filmleri de barındırır. Her birini bir yazıda anlatmak uzun ve sıkıcı olacağından daha çok birbriyle bağlantılı olan filmlerinden bahsetmek istedim ama emin olun bu anlatmadığın  filmlerinde de kavuşamayan aşklar bulacaksınız. 

Bonus: 

A Short Film About Wong Kar Wai

A Short Film About Wong Kar Wai Festivales and Awards…

Yazar

Fehmi Öztürk

“1985 Lefkoşa doğumlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-tv bölümü mezunu Yönetmen”