Eylem: “Yeni statükoyla adamız kalıcı ve psikolojik bölünmeye doğru sürüklenmektedir”

KTOEÖS Başkanı Sn. Selma Eylem’in İki Toplumlu Konferas’ta yaptığı konuşma:

Kıbrıslı Türkler uzun yıllardır TC tarafından uygulanan sistematik asimilasyon ve saldırı politikalarına karşı var oluş mücadelesi vermektedir.

Türkiye’nin de garantör olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit ortağı olmaktan çıkartılıp, hakları gasp edilmiş, TC tarafından dayatılan paketler ve boyun eğen hükümetler aracılığıyla, uygulanan politikalarla Kıbrıs’ın kuzeyi bugün TC’nin arka bahçesi haline getirilmiştir.

Tacizler, tecavüzler, kriminal suçlar her geçen gün artmaktadır. Casinolar, gece kulüpleri, kara para aklama, bet ofisleri, mafya, uyuşturucu, insan kaçakçılığının yanında TC bankaları, üniversiteleri ve otelleri ile ülke yeşil sermayeye peşkeş çekilmiş, Merkez bankasından polisine, askerinden sivil savunmasına, vakıflar idaresine kadar her kurumuna el konulmuştur.

Nüfus politikasıyla demografik yapı bozulmuş, ekonomik paketler ve çıkarılan yasalarla alım gücü azaltılıp fakirleştirme, eğitim, sağlık gibi kamusal hizmetlerin bitirilmesi hedeflenmiş, siyasi, sosyal, kültürel, dini dayatmalarla beraber kıyıların ve çevrenin yağma talanı yanında özelleştirme adı altında Kıbrıslı Türklere ait tüm kurumlar TC sermayesine devredilmiştir.

TC ile paralel götürülen eğitim sistemine 2011 yılından itibaren dini unsurların enjekte edilmesiyle başlayan ve kuran kursları, din işleri yasasıyla dernekler, tarikatlar, külliyeler, cami bahçelerine yapılan oyun parklarıyla, işsiz öğretmenlerimiz iş beklerken, TC’den öğretmen görevlendirme dayatmasıyla toplum mühendisliği hedeflenmektedir.

Eğitim aracılığıyla gerici, dinci, sorgulamayan, biat eden, farklılıklara tahammülü olmayan, bağımlı, boyun eğen bir toplum modeli yaratılmaya çalışılmaktadır. Kısacası, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel dayatmalarla dönüştürme çalışmaları her geçen gün dozu artırılarak sürdürülmektedir. Ülkemizde gelinen bu durumun sorumlusu ise sadece TC değil, Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri, Rum toplumu temsilcileri yanında, hukuki sorumluluklarından kaçan AB ve BM gibi uluslararası camiadır. Yaratılan yeni statükoyla adamız kalıcı fiziksel ve psikolojik bölünmeye doğru sürüklenmektedir.

Kıbrıs’ın yarısını AB üyesi yapmak, diğer yarısında ise müktesebat uygulamamak, yani Kıbrıs Türk toplumunu kaderine terk etmek, TC ve diğer bazı kesimlerin kuzeyde yaratılan statükodan çıkar sağlamasına göz yummak, insan hakları, AB yasaları ve uluslararası hukukun uygulanmasını sağlamamak, hem yaratılan statükoda hem de bölünmeye sürüklenmede payı olması anlamı taşımaktadır.

Görüşmelerin bittiğini söyleyen, federasyon yerine farklı çözüm tezleri öneren, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşit ortaklığını ve liderini yok sayan çevreler, Kıbrıs’ı bölmek için, hukuksuzluğu hukuk yapmak için aslında iş birliği yapmaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti siyasi eşitlik ve halkların self determinasyon hakkını ortaklıktan yana kullanmasıyla kurulmuştur. Bugün bir taraf istedi diye veya bir taraf yok sayıyor diye Kıbrıs Türk toplumunun siyasi eşitliği ortadan kaldırılamaz.

Bölücü, ayrılıkçı söylem ve politikaları sürdürenler, doğalgaz arama yarışı ve kıta sahanlığı kavgası yaparak Akdeniz’de tansiyonun yükselmesine neden olanlar Kıbrıs sorununda gelinen tehlikeli noktayı göz ardı etmektedir. Gelinen bu noktada Kıbrıs sorununun çözümü için daha fazla gecikmeden somut adım atılması çok önemlidir. BM Güvenlik Konseyi’nin son raporunda da belirttiği gibi iki bölgeli, iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm masadadır.

Raporun yanında BM’nin Sayın Lüte’la ortaya koyduğu çabayı Sn. Akıncı ve Sn. Anastasiadis’in değerlendirip bir araya gelme ve görüşme kararı memnuniyet vericidir. Birleşik Kıbrıs iki toplumlu Barış İnisiyatifi olarak liderlerden beklentimiz her iki toplumun siyasi eşitliğinin ve tek egemenliğin, tek vatandaşlığın, tek uluslararası kimliğin olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü için olumlu adım atmaları ve ülkemizi çözüm ve barışa ulaştırmalarıdır.

Bizler, ülkemizin yeniden birleşmiş, özgür ve demokratik bir ülke olması için, kalıcı barışın sağlanması ve barış kültürü oluşturulması için mücadele etmeye, bu yönde her türlü çabaya destek vermeye devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.