#türkiyeninkrizi

ABD-Türkiye Krizi | Halil Savda

Yazar

Halil Savda

Vicdani Retçi, İnsan Hakları Savunucusu ve Barış Aktivisti

Küstahlık ruhiyetindeki “stratejik müttefik“ hallerinden “takas“ ilişkisine indirgenmiş bir politikaya yelken açmak hayra alamet değil…

Rahip Brunson krizinde gördük ki Washington ile Ankara adeta iki eski dost ve müttefik değil, iki düşman olarak takas pazarlığı yapıyorlar.

Türk iktidar cenahı Erdoğan’ın “milli“ ve “bağımsız“ dış politikalarına karşı Trump’ın hegemonik hezeyanı desen de, dese de gerçek epey farklı.

Amerika ile ilişkiler son 70 yılda görülmediği kadar dip!

Nasıl bu noktaya gelindi?

Bu kriz öyle sanıldığı gibi Erdoğan’ın antiemperyalist ve bağımsızlıkçı dış politika arayışından kaynaklanmıyor. Zarrab-Atilla yargılamasında görüldüğü üzere Halk Bankası üzerinden gayri hukuki bir mekanizma ile İran’a para transferleri yaparken, rüşvet alıp kişisel servetini arttıran cenahın şantaj ve rehineler üzerinden kendini kurtarma operasyonunu izliyoruz.

Mevzu ne millidir ne de bağımsızlık isteği…

Trump’ın küstahlığını Erdoğan’ın akıl ve vicdan yoksunu eylemlerine mazeret yapabilir miyiz?

Hayır.

Krizin nedenlerini Erdoğan’ın henüz İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde söylediği gibi ‘Dış ülkelerin Türkiye hasedi veya oyun planlarında aramayalım. Krizin nedeni içerideki kötü yönetimdir.’

Bugünün Erdoğan’ı krizin nedenlerini dışarıda görüyor ve oradan sonuçlandırmak istiyor.

Krizin nedeni içeride çünkü Türkiye’yi yöneten Erdoğan şahsi ve ailevi çıkarları uğruna Türkiye’yi ciddi bir darboğazın ve kaosun içine çekmiş durumdadır.

Aynı şeyi şimdi de dışarıda yapıyor.

Adalette tuz koktu, eğitimde tuz koktu, temsilde tuz koktu ve şimdi tam da bu nedenle diplomasi de tuz kokuyor.

Güne antiemperyalist sloganlar ile başlayıp akşam Trump ile tokalaşmayı böbürlene böbürlene anlatan bir medya var.

Kokmuş tuzun bir kısmı da medyada. Camdan inşa edilen evde her gün kırıklar artarken kim huzur içinde uyuyabilir ki..!

Bu çatlak camdan evde milli nutuklar sudaki baloncuklar misali…

Tuz koktuğu içindir ki Ankara medyası ne camdan evi görüyor ne de o camdan evin çatlamış camdan duvarlarını.

Brunson krizi henüz çözülmeden şimdi de ABD’nin ‘İran’a Ambargo’ krizi geliyor. Trump tipik tutumunu sürdürdü ve tiwiter’dan şu mesajı paylaştı: “İran ile iş yapacak olanlar bizimle çalışamayacak. Ya bizden yanasınız ya da İran’dan.”

ABD 7 Ağustos tarihinde itibari ile İran’a ambargonun ilk ayağında dolar ile ticareti, Altın ve İran halılarının ihracını yasakladı!

Kasım ayı itibari ile yeni yaptırımlar yolda; petrol ve doğal gaz gibi…

Bunun Asya Pasifik ve Avrupa’da etkilerini henüz bilmiyoruz lakin şimdiden şunu söylemek mümkün: Türkiye krizi artacak!

Türkiye krizi artacak, çünkü Zarrab-Atilla yargılamasında görüldüğü üzere Halk Bankası üzerinden gayri hukuki bir mekanizma ile İran’a para transferleri yaparken rüşvet alıp kişisel servetini arttıran cenahı dünya yeniden izleme şansına kavuşacak.

Şantaj ve rehineler ile parçayı kurtarma çabasındaki aktüel filmin trajik ve aksiyon sahnelerini sadece izlemeyeceğiz, izlerken keyif almayacağız. Çünkü Türkiye’de yoksulların ve iktidar muhaliflerinin canı çok yanacak!

Türkiye ekonomisini, demokrasisini ve adalet mekanizmasını zor günler bekliyor.

Yazar

Halil Savda

Vicdani Retçi, İnsan Hakları Savunucusu ve Barış Aktivisti